Davacı, dava konusu taşınmaz üzerinde uzun süredir kesintisiz, açık, çekişmesiz ve malik sıfatıyla zilyetlik kurmuş olmasına rağmen, bu fiilî durumun hukuki olarak tespit edilmemiş olması nedeniyle işbu davayı açma zorunluluğu ile karşı karşıya kalmıştır. Zilyetlik, yalnızca fiilî hâkimiyeti değil; aynı zamanda taşınmazın korunması, kullanılması ve tasarruf edilmesi iradesini de kapsayan hukuken korunmaya değer bir olgudur. Somut olayda davacı, taşınmazı yıllardır kendi adına ve hesabına kullanmış; ekip biçmiş, bakım ve onarımını sağlamış, üçüncü kişilerin müdahalelerine karşı fiilen korumuş ve bu süreçte taşınmaz üzerinde hâkimiyetini aralıksız şekilde sürdürmüştür. Bu kullanım, geçici veya müsamahaya dayalı olmayıp, sürekli ve bağımsız bir zilyetlik niteliği taşımaktadır. Davacının zilyetliği, çevrede bilinen ve herkesçe kabul edilen bir fiilî durum hâline gelmiş; bu süre zarfında taşınmaz üzerinde başka bir kişi tarafından ileri sürülmüş geçerli bir hak iddiası bulunmamıştır. Buna rağmen, taşınmaza ilişkin ileride doğabilecek mülkiyet, tescil veya tasarruf uyuşmazlıklarının önüne geçilebilmesi için mevcut zilyetliğin mahkeme kararıyla tespit edilmesi zorunlu hâle gelmiştir. Zilyetliğin tespiti davası, mülkiyet iddiası içermemekle birlikte, mevcut fiilî durumun hukuki güvence altına alınmasını amaçlayan bir davadır. Bu tespit, davacının zilyetliğini koruma altına alacak ve ileride açılabilecek davalarda ispat kolaylığı sağlayacaktır. Hukuk düzeni, fiilî hâkimiyetin uzun süreli ve istikrarlı şekilde sürdürülmesi hâlinde, bu durumun korunmasını ve belirsizliklerin giderilmesini öngörmektedir. Aksi hâlde, fiilî durum ile hukuki kayıtlar arasındaki uyumsuzluk, taraflar açısından telafisi güç hak kayıplarına yol açabilecektir. Bu nedenle, dava konusu taşınmaz üzerindeki zilyetliğin başlangıç tarihi, süresi, niteliği ve kapsamı dikkate alınarak, davacının zilyetliğinin tespitine karar verilmesi, hem hakkaniyetin hem de hukuki güvenliğin bir gereğidir. Açıklanan nedenlerle, aşağıda ayrıntılı olarak izah edilecek deliller doğrultusunda, davacının dava konusu taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin mahkemece tespitine karar verilmesi talebiyle işbu dava dilekçesi sunulmuştur.
Zilyetliğin Tespiti Dava Dilekçesi Örneği
… ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE;
DAVACI : TC No:
ADRES :
VEKİLİ :
ADRES :
DAVALILAR :
ADRESİ :
KONU : Zilyetliğin tespiti istemimizi içerir dilekçemizin sunulmasından ibarettir.
DAVA DEĞERİ :
A Ç I K L A M A L A R I M I Z
1-) Müvekkilimiz, …. …. , … ili, … ilçesi, … Köyü … ada … parsel sayılı tarlasının yanında bulunan ve tapu kaydı bulunmayan taşınmazı … yıldır tarımsal faaliyetler için kullanmaktadır. …/ …/ … tarihinde yapılan kadastro tespitinde, müvekkilimizin tarımsal faaliyetler için kullanmakta olduğu taşınmaz, sehven … …. ve …. …. kişileri adına tescil edilmiştir.
2-) Zilyet olarak gözüken ve adlarına tescil yapılan bu kişilerin aslında zilyetlikleri bulunmadığı kendi ifadeleri ile de sabit durumdadır.
3-) Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde mahkemenizce gerçekleştirilecek keşif ve bilirkişi incelemesi ile Mahkemenizce uygun görülmesi halinde duruşmalar sırasında dinleteceğimiz tanık beyanları durumu tüm açıklığı ile izah edecektir.
3-) Yanlış yapılan tescilin iptali ve zilyetliğin tespiti için Mahkemenize başvurma zorunluluğu hasıl olmuştur.
HUKUKİ NEDENLER : 3402 S. K. m. 12, 4721 S. K. m. 981, 982, 983, 984, 6100 S. K. m. 240, 266, 288
HUKUKİ DELİLLER : 1. …/ …/ … kadastro tespit tutanağı 2. İfade tutanakları 3. Tanıkların isimleri ve adresleri ile tanıklık edecekleri konuları gösterir tanık listesi,
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, …/ …/ … tarihli kadastro tespitinin iptali ile müvekkil adına zilyetliğin tespitine karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini müvekkilimiz adına saygıyla bilvekale talep ederiz. …/…/…
EKLER :
Davacı Vekili
Av.
